Disneyland Gezisi

Disneyland Fransa’nın Marne la Valle bölgesinde bulunan Avrupa’nın en büyük eğlence parkıdır. 12 Nisan 1992’de kurulan park ilk zamanlarda zarar etmesine rağmen zamanla doğru yönetim ve pazarlama teknikleriyle düze çıkmaya başlamıştır. Günümüzde milyonlarca ziyaretçi çeken bu park; hem çocukların hem de yetişkinlerin gözdesidir. Eurodisney olarak da bilinen park üç temel bölümden oluşur. Walt Disney Studios, Disney Village ve Disneyland Park bu bölümlerdendir.

Türkiye’den nasıl gidilir?

Öncelikli olarak bir Fransa tatilinin parçası olarak Disneyland’ı düşünmek doğru olacaktır. Bu yüzden en az iki gün Disneyland için, iki gün de Pars’i dolaşmak için ayırabilirsiniz. Bu yüzden gezinizi en az dört günlük bir paket olarak tasarlamanız daha faydalı olacaktır. Eğer İngilizcenize ya da Fransızcanıza güveniyorsanız öncelikli olarak internetten bir otel rezervasyonu yaparak işe başlayabilirsiniz. Bunun için ya Paris’te ya da Disneyland’daki otellerden birini bütçenize göre seçebilirsiniz.( Disneyland otel ve bilet fiyatları için tıklayınız) Daha sonra indirimleri takip ederek uygun bir zaman uçak bileti rezervasyonunuzu yaptırabilirsiniz. (Eğer vize alarak Fransa’ya gidecekseniz. Ankara’daki Fransa Büyükelçiliğine en az 15 gün önceden gidip işinizi sağlama alın. Zaten büyükelçilik randevu ile çalışmaktadır. Vize için yaklaşık 330 lira civarında para da yanınızda bulunmalı. Güncel bilgileri ve vize başvuru formunu http://www.ambafrance-tr.org/spip.php?article358 sitesinden indirip doldurabilir, diğer istenen belgeler için de  http://www.beytour.com/tr/vizegereklievraklar.aspx adresini ziyaret edebilirsiniz.)

Tüm otel ve bilet rezervasyonları ile yurtdışı çıkış harcı ve sigortası ile ilgili belgelerin bir örneklerini de yanınızda bulundurmayı unutmayın. Tüm bu işlemlerden sonra eğer Türk Hava Yolları ile giderseniz. Charles De Guille Havaalanı terminal 1’e yaklaşık 3 saat 10 dakikalık bir yolculuk ile ulaşmış olacaksınız. Bagajlarınız için yaklaşık bir 15 dakika bekledikten sonra ( size tavsiyem bir sırt çantasına sığacak kadar eşyayı yanınıza el bagajı olarak almanız tabii) eğer Paris’te  bir otelde kalacaksanız Terminal 1’den RER B3 hattına binerek Paris’e ulaşabilirsiniz.Eğer Disneyland’da bir otelde kalacaksanız Terminal 2E-2F’den kırmızı renkli Disneyland otobüslerine binerek Disneyland’daki otelinize kadar gidebilirsiniz. Bu otobüslerin ücretli olduklarını unutmayın. İsterseniz biletlerinizi yine önceden http://www.vea-shuttle.co.uk/ adresinden alabilirsiniz. Disneyland otellerinden birine geldiğinizde ilk yapacağınız iş check-in işlemi olacaktır. Size burada bir form verecekler ve o formu doldurduktan sonra check-in işlemleriniz otel rezervasyon numaranızı gösterdiğinizde hemen halledeceklerdir. Bu esnada size yaptığınız rezervasyona göre Disneyland

parklarına girmek için biletlerinizi de vereceklerdir. Bu biletlerle Disneyland parklarda her şeye sınırsız olarak binebileceksiniz.

Haydi Walt Disney Studios Parka

Eğer saat 10-11 gibi Disneyland’a geldiyseniz o gününüzü WDS Parkta geçirebilirsiniz. WDS Park diğer parka göre daha küçük olan bir parktır. Bu yüzden eğer hafta içi giderseniz 5-6 saatte bütün parkı dolaşabilir, bütün etkinliklere katılabilirsiniz. Fakat bu durum hafta sonları ve tatil zamanları için geçerli olmayacaktır.

WSD Park’ta kesinlikle görmeniz ve binmeniz gereken en önemli araçlardan biri Aerosmith Rock’n Roller Coster’dır. Dışarıdan küçük bir yer gibi görünen bu mekanın girişinde Aerosmith müzik grubun eşyaları ve roller costerı anlatan bir video bulunmaktadır. Ondan sonra roller costera binip müthiş bir hızla ne olup bittiğini pek anlamadan ama bir ara ters döndüğünüzü de hissederek yolculuğunuzu tamamlıyorsunuz.

WDS Parkta bir asansörün içinde olsaydınız ve bu asansör düşseydi nasıl bir şey olurdu diye merak edenler içinde Hollywood Tower Hotel inşa edilmiş. Sürekli çığlıkların yükseldiği bu korku otelinin içine girip asansöre de binip adrenalinizi arttrabilirsiniz.

 

 

Bu kadarı yetmez devamı da gelsin diyorsanız ve filmleri de çok seviyorsanız bir film setine davetlisiniz. Disney Magic treni ile bir sete gidiyor ve burada sıcaklığı da yüzünüzde hissederek bir patlama ve su baskının ortasında kalıyorsunuz. Bir anda bir film setinin ortasında unutup ıslanacağınızı düşünürek heyecanlanıyorsunuz. Daha sonra buradan yıkık ve bir tren hattına gidiyorsunuz ve yaklaşık 15 dk içinde sihir bitiyor. Ayrıca yol boyunca da filmlerde kullanılan çeşitli nesneleri de görüyorsunuz.

“Daha ben hızımı alamadım tüm bunlara bir de şöyle hem görselliğiyle hem de benim başımı döndürecek bir roller costera binsem iyi olur derseniz” eğer, o zaman Crush’s Coaster tam size göre. Kayıp Balık Nemo’da akıntıda seyahat eden kaplumbağadan esinlenerek yapılan bu coster da sizi fazlasıyla tatmin edecektir. Biraz nefes alma soluklanma zamanı için harika bir motor şov barındıran parkta dolaşırken de Disney karakterleri ile de fotoğraf çektirmeyi hatta imza törenine katılmayı da ihmal etmeyin.

Tam gaz heyecana devem etmek için RC Racer’a binip “kardeşim artık gondol da ne ki?” diyebilirsiniz. Siz RC Racer’a binerken eğer yanınızda küçükler de varsa onlar da ZigZag’a binebilirler. Çocuklar da bu Playland’da bulunan aracı çok seveceklerdir. Burada ayrıca Oyuncak Hikayesi’nin haşarı kahramanı Astronot Buzz Lightyears ile de fotoğraf çektirebilirsiniz.

Eğer Armegeddon filmini seyrettiyseniz ve bu filmdekileri de görmek istiyorsanız Studio 7’nin kapısına dayanabilirsiniz. Bu set tasarımını ve yaşadıklarınızı da unutmayacaksınız. Eğer Arabalar filmini seyrettiyseniz bu temada hazırlanan arabalara da binmeyi sakın ihmal etmeyin.

Biraz hızlanmak için Toy Soldiers paraşüte binip tekrar adrenalin seviyenizi arttırabilirsiniz. Bir nefes daha aldıktan sonra uçan halıya da binmeye hayır demezseniz eğer sizi Flying Carpet’a binmek için davet edebiliriz. Çocukluk hayallerinizi tekrar depreştiği bu zaman diliminde uçan halıyla yaptığınız yolculuktan çok memnun kalacaksınız. Çizim yapma konusunda merakınız varsa eğer ve biraz da dinlenmek isterseniz. çizim anlatımlarını dinleyerek ve çzim yaparak da sürenizi eğlenceli olarak kullanabilirsiniz. Bunların dışında vaktiniz kalırsa eğer CinéMagique ve Animagique gitmeyi de ihmal etmeyin.

Karnınız acıktığında hemen hemen her yerde restoranlar, fastfood ve kafeler mevcut ama fiyatların biraz pahalı olduğunu hatırlatalım. Bu parkları gezerken yanınıza muhakkak su alın zira yarım litrelik bir su için 2,6 Euro gibi bir mebla ödemek zorunda kalabilirsiniz.

Bir dahaki yazımızda ana park olan Disneyland Park hakkında bilgi vereceğiz….

Diğer fotoğraflar için tıklayınız